kalkan
iletisim logo
nasuh logo
pegasus logo
feriha logo
ömer logo
hakkimizda
kamp
sporcu
haberler
foto
video
Irmak Turanlı’dan Ayşe Arman’a açık mektup

Irmak Turanlı’dan Ayşe Arman’a açık mektup

Sevgili Ayşe Arman,

Bugünkü Aslı ile ilgili yazınızı maalesef oldukça üzülerek okudum.

Sizin gibi bir köşe yazarının binlere seslendiğini bir durumda, Aslı’nın okulda yazdığı yazıya dayanan NLP yöntemiyle, çocuklarının duygularını anlayamamakla anne babasını yargılayıp, Türkiye’deki anne babaları yanlış yöne yönlendirmek üzücü bir durumdur. Keşke insanları yanlış gözlemlerle bilgilendirmeyip, Aslı’nın kayakçı arkadaşları, bizlerden biriyle bir konuşma yapıp gerçekte yarışlar hakkında neler hissettiğimizi öğrenebilseydiniz .

Eminim sizde Alya’nın en iyi şartlarda eğitim almasını isteyen, onu yeni ve iyi imkanlarla yetiştiren ve tehlikelerden koruyan anne babalarsınız. Ama bir kaç dakika oturup düşünseniz; Alya’yı göndermek için düşündüğünüz iki okul var ve birini seçeceksiniz. İlki, evinize 1 km uzaklıkta, ikincisi ise evinize 50 km uzaklıkta. Fakat 50 km uzaklıktaki okul diğer okuldan daha iyi eğitim veriyor, hayata daha iyi hazırlıyor ve Alya için en verimli olacak okul bu. Aynı zamanda, trafik kazalarının çok arttığı günümüzde, yollarda maalesef çok fazla ölümlü kaza gerçekleşiyor. Diyelim ki siz daha iyi bir eğitim için Alya’yı, trafik kaza riski daha fazla olan 50 km uzaklıktaki okula yolluyorsunuz. Ve (Allah korusun) maalesef Alya’yı okul servisindeki kazada kaybediyorsunuz. Bir düşünün, bunun sonucunda, insanlar sizi hırslı anne olarak yargılıyor, sırf kendi hırsınız yüzünden, uzaktaki okulu seçip kızınızı daha fazla kaza riskine bırakıyorsunuz diye suçluyor. Çok yanlış, gereksiz dar düşünceli ve küçük pencereden bakılarak yapılmış bir suçlama değil mi bu? Hangi anne baba böyle bir yargıyı hak eder? İşte sizin Aslı hakkındaki yazınında, benim aklımı kurcalayan ve çok üzüldüğüm bu haksız yargılamadaki düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim. Böylece Türkiye’deki anne babaları başta kayak sporu olmak üzere tüm spor dallarında doğru bir şekilde yönlendirip, ülkemizde sporun gelişmesini sağlamak daha doğru olmaz mı?

6 senedir, yani 9 yaşımdan beri birçok defa kayak yarışlarına katılan biri olarak bir kayak yarışçısının duygu ve düşüncelerinin yalnızca Aslı’nın bir yazısının NLP yöntemi ile bakılmaması gerektiğini düşünüyorum.

Aslı, kayak sporunu ve yarışlarını oldukça ciddiye almış bir sporcu olarak, “Her şey ya herro ya merro” diyerek yaklaşık bir dakika süren kayak yarışını ne kadar önemsediğini gösteriyor. Eminim işini ciddiye alan her kişi de ”ya başarılı ya başarısız” olarak düşünür. Çünkü Aslı ve biz yarışçılar, arkadaşlarımız yaz tatilindeyken yurtdışındaki buzullara gidip sabahın 6’sında uyanıp, karlar vıcık vıcık olmaya başlamadan önce kayak antrenmanı yapmayı seçen, kışın kamp ve yarışlar nedeniyle okula gidemeyip, okula geri döndüğümüzde gece yarılarına kadar ders çalışmayı göze alan kişileriz. Ama eminim ki hiçbir sporcu/yarışçı arkadaşım, bunu zorunlu olduğu için ya da anne babası zorladığı için yapmıyordur. Bizler hem kayağı Türkiye’de iyi yerlere taşımayı hedeflemiş, hem de okulu aksatmayarak, derslerde de başarılı olmayı hedeflediğimiz çocuklarız. Eğer anne babamız bizi zorla kayağa gönderseydi, emin olun ki Türkiye’deki şartlarda (okulu ve sporu aynı anda götürmenin oldukça zor olduğu bu dönemlerde) bu güne kadar devam etmezdik. ( Aslı’nın bu sene 7. senesiydi yanlış hatırlamıyorsam). Sonuç olarak da, tüm yıl hem kondisyon, hem kar üstünde geçirdiğimiz çalışmalarımız sonrasında, kendimizi göstermek için yaklaşık bir dakikalık yarış süresinde; ya iyi bir derece alacağız ya da yarışta iyi bir derece yapamayıp, emeklerimizin yeterli olmadığını anlayacağız. Yani Aslı ve bizler içim “ya şimdi ya da hiç” lafı oldukça mantıklı gelmektedir.

Üç hafta önce, Erzurum’da yarışlara hazırlık Milli Takım kampımız vardı. Bende yarışlardan önce son bir kez hazırlık yapmak için o kampa gitmek istedim. Ancak tam da final haftamıza denk geliyordu ve okula gitmediğim takdirde sınavları kaçıracaktım. Bu nedenle babam kampa gitmemi pek istemiyordu haklı olarak. Ancak ona üç gün boyunca sabah akşam yalvardım ve sonunda izin aldım. Evet, döndüğümde okuldaki eksiklerimi tamamlamak için çok uğraştım, ama kampta geçirdiğim 5 günde kayaktaki arkadaşlarımla her zamanki gibi çok eğlendim ve çok güzel zaman geçirdim, hem de kayağımı geliştirmeye fırsatım oldu. Derslerde ne kadar zorlansam da kayak nedeniyle evimde ya da okulda olamadığım hiçbir gün için de pişmanlık duymadım. Üstelik katıldığım yarışların veya kampların hiçbirinde de anne babamın baskısı olmadı. Eminim aynı durum Aslı içinde geçerlidir.

NLP yöntemiyle bir korku olarak nitelediğiniz Aslı’nın bu cümlesi “Dikkat çık ve ölüm sessizliği”, onun yarışın başlama anında yarışa ne kadar odaklandığını gösteriyor ki çevremizde olan konuşmalara ve seslere kendimizi kapamak yarışa odaklanmak için yapmamız gereken en önemli şeylerden biridir. Yani yarış süresince yalnızca kayağımızın karda çıkardığı o sesi duymak oldukça normal bir şeydir. Oysa Aslı’nın bu cümlesini NLP yöntemine ile bir korku gibi adlandırmak bana kalırsa yanlışlık olur. Ayrıca başarısızlığın ölümle yüzleştirilmesi abartıdır. Bu yalnızca hayattaki amaçlarından birini ne kadar önemsediğini gösterir.

Benim en çok dikkatimi çeken yerlerden biride Aslı’nın yarıştan önce mide bulantısının olmasını tarafınızdan “bu kadar hassas yapıda olan bir gencin alp disiplini gibi çok sert bir dalda yarışmacı olması...” olarak anlatmanız olmuştur. Şuana kadar yurtiçi ve yurtdışında 50’den fazla (her sene 10 yarışa katıldığımı düşünürsek) yarışa katılmama rağmen her yarış sabahı kalktığımda ya da start noktasında hem midem bulanmış, hem karnım ağrımıştır. İlk başlarda bunu bende bir tedirginlik ya da korku olarak düşünsem de, spor danışmanlarımdan öğrendiğim bilgi sonucunda bu hissin, önemsediğimiz olayların sonuçlanacağı zamanlarda ortaya çıkmasının normal olmduğudur. Eğer bu hissi yaşamıyorsak işimizi yeterince dikkate almadığımızı gösterir ki bir yarış öncesi midemizin bulantısı heyecandan kaynaklanan çok doğal bir histir. Eminim Olimpiyat yarışçıları bile yarıştan önce heyecan sonucu bir karın ağrısı hissediyordur.

Aslı’nın bir başka cümlesi olan “Çok ağladım şanssız günümdeymişim” ise, yarış sonucunu olgunlukla karşıladığının göstergesidir. Günlerce çalışılan bir şeyin olumsuzlukla sonuçlanması herkesi üzmez mi? Kayak sporunda da düşmek ve kayağın atması da oldukça sık karşılaştığımız ama bir o kadar da normal ve sıradan karşıladığımız bir olaydır. Ben de hayal kırıklığına uğradığım zamanlarda birçok kez ağladığımı hatırlıyorum. Ama her defasında ağlama olasılığı pahasına yine de bu sporu yapmak, yarışmak istiyordum.

4. sınıftan beri tanıdığım, bazı kamplarda aynı yatakta uyuduğum, benden 2 yaş büyük olan Aslı eminim ki hem fiziksel hem de zihinsel olarak bu sezona oldukça hazırdı. Bunun yanı sıra, Aslı’nın küçük yaşından beri kayak kayan biri olarak kendisinin kayak yarışmaları için uygun olup olmayacağını bilen ve buna göre davranacak biri olduğundan eminim . Yoksa bu zamana kadar devam etmezdi diye düşünüyorum. Kayak konusunda oldukça bilinçli olan Ayşe Abla ve Metin Abi’ de Aslı’nın duygularının eminim yeterince farkında olarak onu hep desteklemiş ve hiçbir zaman zorlamamışlardır.

Fakat sizin gibi bir köşe yazarının binlere seslendiğini bir durumda, okulda yapılan bir çalışmada yazılan yazıya dayanan NLP yöntemiyle, Türkiye’deki anne babaları yanlış tarafa yönlendirmesi büyük bir hatadır. Keşke insanları NLP bilen kişinin tartışmalı görüşleriyle spordan uzaklaştırmaya yönlendirmektense, böylesine hassas bir konuda farklı kişilerle konuştuktan sonra bir yazı yazsaydınız. Görüşler arasındaki farkı görünce bence sizde şaşıracaksınızdır. Hatta bizimle bir yarış kampı geçirerek bir kayak yarışçısının gerçek duygularına ulaşabileceğinizi düşünüyorum. Böylece çocuğunun duygularını yeterince anlayamamakla yargıladığınız anne babaların bizler kayarken neler hissettiğini de daha iyi anlayabilirsiniz. Böylece Türkiye’ye seslendiğiniz ve birçok kişinin düşüncesini yönlendirebileceğiniz bir konumdayken Türk halkına daha doğru mesajlar verebilir, Türk sporunun futboldan ibaret olmamasına katkıda bulunabilirdiniz. Maalesef ülkemizde kayak yarışlarına katılmamız , diğer insanlar tarafından hayata küçük bir pencereden baktıkları için çok basit bir olaymış gibi gözüküyor. Fakat emin olun ki Aslı ve biz kayakçı arkadaşları kayağın dışardan gözükmeyen zorlu taraflarını da göz önüne alarak yaşıyoruz. Evet çok kolay değil ama insan tutkulu olduğu şeylerin peşini kolay kolay bırakmaz değil mi? Eğer sevmeseydik yıllarca yazın bile sabah 6’da kalkar mıydık? Eğer anne babalarımız zorla bizi kayağa yollasaydı sıkılmadan yazları bir ay kayar mıydık? Eğer diğer yazılarınızda Aslı’nın ve bizlerin gerçek duygularına yer verirseniz, belki gazeteler ya da haberlerdeki spor bölümünde ülkemizde futbol dışında da sporların yapıldığını gösterebiliriz. Çünkü şu anda spora yalnızca futbol önemliymiş gibi bakılıyor ve diğer spor dallarında Türkiye’nin velilerle, çocuklarla kısıtlı altyapıya rağmen aldığı yol görülemiyor. Daha çok veli ve çocuğu kayak gibi farklı spor dallarına teşvik etmek varken yazınınız maalesef buna engel olmayı amaçlamış.

Saygılarımla,
Irmak TURANLI, 16


facebook paylaş twitter paylaş Bu haber 10489 kez okundu.
sponsor logo