kalkan
iletisim logo
nasuh logo
pegasus logo
feriha logo
ömer logo
hakkimizda
kamp
sporcu
haberler
foto
video
Türk Şampiyonları Dünya Şampiyonlarıyla buluştu

Türk Şampiyonları Dünya Şampiyonlarıyla buluştu

Derleyen: Mehmet A. Evcim

Haziran-Temmuz 2008 döneminde Avusturya’da Hintertux buzulunda antrenman yapan minik Türk kayakçıları, gözlerini nereye çevirseler dünya şampiyonlarıyla karşılaşmaya çok alışmışlardı aslında. Ne de olsa antrenman yaptıkları Austria Racing Camps’in kurucusu ve isim babası Hugo Nindl da 1970’lerin profesyonel dünya kayak şampiyonları arasındaydı, üstelik bazı şanslı kayakçıların hocalığını bile yapıyordu. Ayrıca birçok minik kayakçının dünya dereceleri olan kayak öğretmenleri vardı zaten. Haziran ayında buzullara gelenlerden ne beklenir, her iki yanlarındaki pistlerde antrenman yapan çeşitli ülkelerden milli kayakçıların birçoğunun Avrupa ve Dünya dereceleri vardı zaten. Daha geçen sene, 2000’li yılların başında iki yıl arka arkaya genel klasmanda dünya şampiyonu olan Stephan Eberharter ile tanışmış, kask, kayak ve kıyafetlerini imzalatmış, sohbet etme fırsatı bulmuşlardı. Hatta bu sene aynı otelde kalanlar arasında dünya şampiyonu olmanın ötesine geçmiş, belli bir dönemde kayağa damgasını vurmuş efsane kayakçılardan İsviçreli Maria Walliser bile vardı; üstün yetenekli ve gelecek için büyük umut vadeden kızını onlarla aynı kampa antrenmana getirmişti Walliser.

Oliver Nindl, Christine Rauter, Yusuf GürelAma bu kadar çok şampiyonun arasında, yeni tanışma fırsatı bulacakları 90’lı yılların dünya şampiyonu Christine Rauter’in özel bir yeri, çocukların ilgisini çeken ayrı bir özelliği vardı. Kendileri gibi karla haşır neşir olan bu güzel bayan, daha önce tanıştıkları kayak efsanelerinden farklı olarak, bir kayakçı değildi... o bir snowboardcu idi.

1988 yılında snowboarda başlayan, 1991 yılından itibaren profesyonel olarak yarışmaya başlayan, 1993 ile 1998 yılları arasında çeşitli dünya derecelari olan Avusturya’lı güzel Christine, bu çevrenin yabancısı değildi aslında. 1972 yılında Innsbruck’da doğan Christine, yaptığı spor sayesinde dünyanın her bucağını dolaştıktan sonra şimdi halen yine Innsbruck’da doğduğu şehirde yaşayan sıkı bir Tirol yerlisi. Dünyada snowboard yapmadığı dağ kalmamış bu sporcuya kaymayı en çok sevdiği dağları sorduğunuzda hemen ilk sırada Axamer Lizum ve Tirol’ü, içinde bulunduğumuz bölgeleri sayıyor.

Yılların sporcusu bizimle buluştuğunda hem biraz heyecanlı hem de biraz tedirgin gözüküyordu. Nedenini biraz deşince keşfettik, defalarca basın toplantılarına çıkmış olan Christine, bu kadar çocuk karşısına ilk defa çıkıyordu aslında. Hele bu çocukların bambaşka bir kültürden ve bambaşka bir lisanı konuşan çocuklar olması işi daha da karıştırıyordu. “Hangi konularda konuşacağız? Tam olarak nasıl bir mesaj vermem doğru olur acaba?” gibi sorular vardı kafasında. Belli ki kendilerini kayak sporuna adamış çocuklara, biraz da rakip gibi gözüken bir alternatif sporun temsilcisi olarak yanlış mesajlar vermek istemiyordu. Ona rahat olmasını, çocukların duymak istediği şeyin sadece onun bir şampiyon olarak hissettikleri ve tecrübeleriyle ilgili olduğunu, ayrıca vereceği her mesajdan da çocukların olumlu olarak etkileneceğine emin olabileceğini ilettik.

Ardından hep beraber toplantı salonuna gittik ve başladık sohbete. Sohbet ki ne sohbet: bizlerden gelen İngilizce sorulara, çocukların hemen hepsinin Almancası daha iyi olduğu için Almanca cevap veriyordu Christine. Çocukların bazıları da sorularını İngilizce sorarken bazıları Türkçe sormayı tercih ediyordu. Her dilde söylenen herşey anında bütün diğer dillere tercüme ediliyordu. Bu son derece kozmopolit ve çok yönlü toplantıda herkesin tek ortak noktası Haziran ayını dağ tepesinde geçirecek kadar kar sevdalısı olmalarıydı.

  • Merhabalar sevgili Christine Rauter. Öncelikle bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Sizi snowboard sporuna 1990’lu yıllarda damgasını vuran bayan sporculardan biri olarak tanıyoruz. Bize bu spora nasıl başladığınızla ilgili bilgi verebilir misiniz?

Christine Rauter: Innsbruck’da doğan ve bu çevrede büyüyen birçok çocuk gibi ben de çok küçük yaştan kayak yaparak başladım kar sporlarına. 3-4 yaşlarında kayak çok keyifli bir spor ama o yaş snowboard için çok erken. Snowboard yapmaya ise ancak 1988 yılında 16 yaşında başladım, bunun nedeni biraz da sporun o tarihlerde çok yeni olmasıydı. Beni çeken de yeni birşey deneme hevesiydi ama üzerine çıktığım andan itibaren bu spordan büyük keyif alacağımı anladım. Bu tarihten sonra her boş anımı Innsbruck’taki yerel pistte geçirmeye başladım. Başarımın önemli bir kısmı bu spora ilk başlayanlardan olmamdan geldi, şanslıydım yani. Innsbruck’da yapılan ilk Tirol snowboard şampiyonasına beni arkadaşlarım ikna etmesiyle katıldım ve kazandım. Biraz da arkadaşlarımın sayesinde, çok sporcunun olmadığı ortamda ilk birinciliğimi kazanmış oldum.

  • İlk başlangıçta şanslı olduğunuzu anlatıyorsunuz. Tirol bölgesi dağlarla kaplı olmasına rağmen aslında snowboard sporu bu bölgelere nispeten geç geldi, fazla rakibinizin olmaması biraz da ondan olmalı. Ancak iş değişip dünyanın heryerinden gelen sporcularla yarışmaya başlayıca durumun çok değiştiğini tahmin ediyorum.

CR: Evet, işte bu kesinlikle çok doğru. İlerki yıllarda Avusturya’nın dışında yarışmaya başladığımda dünyanın diğer bölgelerinden, özellikle de Amerika’dan gelen sporcular için durum çok daha farklıydı. Snowboard o bölgelerde çok daha öncesinden popüler olmaya başlamıştı. Dünyanın önde gelen sporcularıyla rekabet etmenin sadece birtek yolu var: çok ama çok çalışmak. Bulunduğum bölgede kara ulaşmamın kolay olması yıl boyunca kar üzerinde çok çalışma fırsatı veriyordu bana. Ancak bu kesinlikle tek başına yeterli olmuyor. Aynı kayak gibi snowboard için de kuvvetli olmak çok çok önemli, bu da düzenli kuvvetlenme antrenmanlarıyla mümkün oluyor ancak. Yeterince kuvvetli değilken kar üzerine çıkmak faydadan çok zarar bile verebiliyor.

  • En önemli başarılarınız nelerdir? Bize kısaca anlatır mısınız?

CR: 1993 yılından başlayarak ISF (International Snowboarding Federation) dünya organizasyonlarında çeşitli dereceler elde ettim. 1993/1994 sezonunda ISF Dünya Turunda Paralel Slalom dalında birincilik elde ettim. 1994 yılında hem Paralel Slalom (PS) hem de Büyük Slalom (GS) dallarında Avrupa şampiyonu oldum. 1993 ile 1997 seneleri arasında bazen PS dalında, bazel GS dalında, bazen de her ikisinde birden Avrupa ve Dünya dereceleri kazandım. Bugüne kadarki en önemli başarım 1995 sezonunda PS dalında kazandığım ISF Dünya Şampiyonluğu.

  • Kayak ve snowboard, hem benzer hem de hayli farklı sporlar. Bu iki sporu birbirleriyle nasıl kıyaslarsınız?

CR: Evet, her ikisi de kar üzerinde kaymakla ilgili olmasına rağmen bu ikisi hayli farklı sporlar gerçekten. En önemli fark, kayak tamamen simetrik bir sporken snowboard tam tersine tamamen asimetrik bir spor. Kayakta her iki bacağınızı ve vücudunuzun her iki yanını kullanımınız ne kadar birbirine paralel olursa o kadar başarılı olursunuz. Oysa snowboard yaparken hangi yönünüz daha kuvvetliyse onu seçmek gibi bir şansınız var. Ayrıca bu iki sporun öğrenme süreçleri de birbirinden çok farklı. Kayağa başlamak daha kolay olmasına rağmen gerçekten uzman bir kayakçı olmak için uzun bir eğitim sürecine ihtiyacınız var. Snowboard için ise ilk adımları geçmek daha zor olabilir ama daha sonra ilerlemek ve uzmanlar gibi kaymak nispeten daha kolay oluyor.

  • Bu iki spor dalının birbirini etkilediğini düşünüyor musunuz?

CR: Evet kesinlikle. Öncelikle kayağın snowboard üzerindeki etkisi son derece açık, kayak bu yeni spor dalının var oluş nedeni. Yaygın kayak tesisleri olmadan snowboard bu kadar hızlı ilerleyemez, pistlerde snowboardcuları gören kayakçılar olmasa bu kadar hızlı yaygınlaşamazdı. Ancak bunun yanında nispeten yeni bir spor olan snowboard da kayak üzerinde çok çok etkili oldu ve sadece 10-15 yıl içinde kayak sporunun geri dönüşü olmayacak bir şekilde değişmesine neden oldu. Bu değişim, kayak sporunun snowboard üreticilerinden öğrendiği ve kendine adapte ettiği CARVING teknolojisiyle gerçekleşti. Snowboardlar olmadan önce kayakların kenarları dümdüzdü ve herkes ne kadar düz ve uzun kayaklar kullanabiliyorsanız o kadar hızlı olacağınıza inanırdı. Oysa kenarları içeri bükük snowboardların ne kadar kolay döndükleri ve bunun ne kadar verimli olduğu fark edildiğinde, kayak üreticileri öncelikle kayak kaymayı kolaylaştırmak amacıyla snowboardları andıran, önü ve arkası kalın ortası ince carving kayakları üretmeye başladılar. Zamanla bu kayaklarla kaymanın düz ve uzun kayaklarla kaymaktan sadece daha kolay değil aynı zamanda çok daha verimli ve çok daha hızlı olduğu fark edildikten ve carving kayak kullanan kayak yarışçıları birbiri ardına inanılmaz iyi sonuçlar almaya başladıktan sonra kayak sporunun çehresi de olduğu gibi değişmiş oldu. Bugün pisterde yeni başlayanlardan en uzman kayakçılara kadar herkesin kullandığı modern kayaklar varlıklarını snowboard teknolojisine borçlu.

  • Kendisini kayağa ve snowboarda adamış sporcular için bu sporların birbirlerine etkisi nasıl? Sizce kayakçıların snowboard yapması sakıncalı mıdır?

CR: Ben ters yönde bir etki olduğunu hiç düşünmüyorum. Bir kayakçı için denge gerektiren her türlü çalışma faydalıdır. Aynı şey bir denge sporu olan snowboard için de geçerli. Kar üzerindeyseniz ve kayak yapmayacaksanız, yapabileceğiniz en iyi antrenmanlardan biri snowboard yapmaktır. Ben bunu daha da ileri götürerek snowboard yapmanın kayak tekniğine olumlu etkisi olduğunu düşünüyorum. Kayağın doğasında olmayan carving tekniği snowboardun doğasında var. Bu da kayakçıların carving tekniğini geliştirmesine, o hissi yerleşik olarak edinmelerine faydalı olacaktır. Bence buradaki tek sorun kar üzerinde geçirdiğiniz zaman. Kar üzerinde geçirdiğiniz zaman sürekli kayak kaymayacak kadar fazlaysa, en iyi kayakçı bile snowboard yapmaya vakit ayırabilir. Ama kar üzerinde geçirebildiğiniz zaman zaten kısıtlı ise, iddialı bir kayakçının bu zamanın tamamını kayak antremanı ile geçirmesi zorunluluk haline geliyor.

  • Bizim özellikle kayakçı velileri olarak merak ettiğimiz şeylerden birisi de sponsorluk sisteminin ne şekilde yürüdüğü. Sizin yarıştığınız yıllarda çok sayıda sponsorunuz olmuş. Bu nasıl oldu, çoğunlukla siz mi onları buldunuz yoksa onlar mı sizi buldu?

CR: Benim spora ciddi biri şekilde başlamam sponsorlarımın sayesinde oldu diyebilirim. İlk sponsorluk anlaşmam, ilk katıldığım ve kazandığım Tirol yarışının arkasından Burton firması ile oldu. Öncelikle bana ilk boardlarımı ücretsiz olarak verdiler. Daha sonra 1993 yılında ilk büyük sponsorluk anlaşmamı yine Burton ile yaptım ve Burton test ekibine katıldım. Büyük adımlar bunun arkasından geldi, önce Burton Avusturya takımına, daha sorna Burton Avrupa takımına alındım ve dünyanın en iyi snowboardcuları ile beraber çalışma fırsatı buldum. Bunun ardınan Red Bull, Kia, Swix ve Smith firmaları ile yaptığım anlaşmalar daha çok tesadüflere dayalı olarak gelişti. Bazı sporcuların aksine ben menajerlerle çalışmayı çok tercih etmedim, arkadaşlarım ve tanıdıklarım aracılığıyla temasları daha çok kendim yürüttüm.

  • Profesyonel bir sporcu olmakla ilgili olarak küçük Türk kayakçılarına neler söylemek istersiniz?

CR: Profesyonel sporculuk hem en zor hem de en zevkli meslekler arasında yer alıyor bence. İşin zevkli olan kısmının ciddi çalışma ihtiyacını unutturması, yeni uzmanlaşan sporcular için önemli bir tehlike. Sporu bir iş ve ödev olarak çok ciddi bir şekilde ele aldığınızda da, aslında bunu zevk alarak yaptığınızı unutma tehlikesi var. Dünya çapında bir sporcu olabilmek için en önemli şey bu ikisinin dengesini kurabilmekte. Bunu sağladıktan sonra saatlerce süren acımasız çalışmalardan zevk alabilmek, en önemlisi sevdiğin işi yapabilmek mümkün oluyor.

İmza TelaşıBizim genel sorularımızın ardından, çocuklar çok daha spesifik, çok daha özele giren sorular sorarak sohbetimize keyif kattılar.

  • Dünya şampiyonu olmak nasıl bir his?

Christine Rauter: (gülerek) Gerçekten müthiş, insan kendini “bir şampiyon gibi” (like a champion) hissediyor. Bu tarif edilmesi gerçekten çok zor bir his, yıllar süren çalışmaların, saatler süren antrenmanların meyvesini verdiğini hissetmek gerçekten inanılmaz bir haz veriyor. Belki en zor kısmı arkasından gelen sorumluluk kısmı. Bir kere en üst noktaya ulaştıktan sonra, artık ikinci olmak bile ancak hüzün veriyor insana.

  • Bu sporu yaparak bütün dünyayı dolaşmış olduğunuzu tahmin ediyorum. Bu sayede edindiğiniz çok özel arkadaşlıklarınız oldu mu?

CR: Evet, bunu sorduğun çok iyi oldu. Bence sporun en keyifli ve en olumlu yanlarından biri arkadaşlıklar. Ben bu bölgede doğdum büyüdüm ve hala burada yaşıyorum. Ancak spor sayesinde dünyanın her yanını dolaştım ve çok farklı ülkelerden insanlarla beraber çalışma fırsatı buldum. Arkadaşlıklar olmasa spor şimdi olduğu gibi olmazdı. Şu anda hala dünyanın farklı yörelerinden arkadaşlarımla sürekli temasım var. Bunun yanında en aktif şekilde snowboardun içinde olduğun dönemlerde bile bu sporun dışında da arkadaşlıklarım olmasına çok önem verdim, bu sayede kendimi başarılarımla özdeşleştirmek zorunda olmadığım ortamlarda bulunma şansım oldu.

  • Hiç büyük başarısızlıklarınız oldu mu? Olduysa bunlar sizi nasıl etkiledi?

CR: Çok güzel bir soru. Evet tabii, her sporcu gibi benim de önemli başarısızlıklar yaşadığım oldu. Bunlardan bir tanesini çok iyi hatırlıyorum. Tam yarışma öncesinde, yarışma heyecanına farklı politik tartışmalar ve çıkar çatışmaları gölge düşürmüştü. Özellikle sporumuzun olimpiyatlara dahil edilmesi sırasında ne yazık ki bu tür tartışmalar ve çekişmeler çok oldu. Bir yarışma öncesinde bu politik tartışmalar beni çok etkilemişti. Yarışmaya o moral bozukluğu ile başladım ve o yarışmada potansiyelimin çok altında çok kötü bir sonuç aldım. Bu başarısızlık benim için önemli bir ders oldu diyebilirim. O günden sonra benim sadece bir sporcu olduğumu hatırladım ve benim dışımda gerçekleşen çekişmelerin ve haksızlıkların tamamen dışında kalmaya çalıştım. Çevredeki her türlü olumsuzluğa gözlerimi kapatıp sadece kendi o günkü performansına odaklandığım sürece, hem spordan çok daha fazla zevk alıyordum hem de en iyi sonuçlarımı elde ediyordum.

  • Önemli bir sakatlık yaşadınız mı?

CR: Evet, ne yazık ki ciddi bir sakatlık geçirdim. Bir omzumu kırdım ve önemli bir ameliyat geçirmek zorunda kaldım. Ardından spora devam etmeye biraz erken başlamamın da etkisiyle operasyon başarısız oldu ve aynı yerden tekrar bir operasyon geçirmek zorunda kaldım. Ancak daha sonra bu tamamen iyileşti ve şu anda geçirdiğim sakatlığın hiçbiri izini hissetmiyorum.

  • Sizin için birinci olmak mı daha önemlidir yoksa iyi bir sporcu olmak mı? Çalışırken bunlardan hangisine odaklanırsınız?

CR: Tabii ki iyi bir sporcu olmak, yani dürüst ve sadece sporuna odaklanan bir sporcu olmak herşeyin önünde geliyor. Bunu öne çıkartmadığınızda çevrenizden saygı ve sevgi görmüyorsunuz, bu da performansınıza mutlaka yansıyor. Ama soruyu etik yönden iyi sporcu olmanın dışında “daha iyi kaymak mı yoksa daha iyi sonuç almak mı” diye yorumlarsam, o zaman cevaplaması biraz daha zor. Tabii ki öncelikle daha iyi kaymak ve tekniğini sürekli geliştirmek çok önemli, çünkü uzun vadede daha iyi sonucu almak ancak bu şekilde mümkün oluyor. Özellikle antrenmanlarda her zaman daha iyi kaymaya, yani sporu daha iyi uygulamaya odaklanmak gerekli. Ancak aynı kayak gibi snowboardun da doğası gereği, yarışma sırasında sadece kendin için mümkün olan en hızlı inişi yapmaya ve iyi dereceyi elde etmeye odaklanmak gerekiyor. Bu nedenle ben hemen yarışma öncelerindeki günlerde yeni şeyler öğrenmeye ve tekniğimi geliştirmeye çalışmamayı tercih ettim. Bunun yerine yarışmanın hemen öncesinde sadece kendi kondüsyon ve performansıma odaklandım.

İmza TelaşıTanışma ve sohbet kısmının ardından işin en keyifli kısımlarından biri başladı yine. Çocuklar koşa koşa çil yavrusu gibi dağıldılar. Az sonra hepsi eline birşeyler kapmış olarak geri geldiler. Kiminde kayakları, kiminde kaskı, kiminde yarış tulumu, kiminde diz koruması, kiminde bir T-shirt... hepsinin amacı aynıydı aslında, yeni tanıştıkları bu hoşsohbet dünya sporcusundan bir imza kapmak.

Ayrılırken bizim teşekkürlerimize Christine Rauter de teşekkür ederek cevap veriyordu. Sadece 7-14 yaşları arasında bu kadar çok çocuğun, bu kadar büyük bir ilgiyle, bu kadar güzel sorularla ve bu kadar sıcak bir karşılamayla onu dinlemeleri ona da büyük bir keyif vermişti. Ellerinde imzalı malzemeleriyle odalarına ayrılan küçük Türk şampiyonlarının da yüzlerinde ayrı bir tatmin vardı. Kimbilir önümüzdeki yıllarda daha nice özel insanla tanışmak, tecrübelerinden yararlanmak ve daha nice şampiyonlardan uğur imzaları almak fırsatı bulacaklardı.


facebook paylaş twitter paylaş Bu haber 11586 kez okundu.
sponsor logo